Peygamberimiz (sav)'in
Sünnetleri Müslümanlar için Bir Işıktır
İslam dini Rabbimiz'in "...Bugün
size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım
ve size din olarak İslam'ı seçip-beğendim...” (Maide Suresi,
3) ayetiyle de bildirdiği üzere "son hak din”dir. Peygamberimiz
Hz. Muhammed (sav) ise, Allah'ın "Andolsun,
sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler
için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır" (Ahzap
Suresi, 21) ayeti ile ahlakını tüm insanlara örnek gösterdiği mübarek
bir insandır.
Allah'ın seçtiği ve kendisine Kuran'ı indirdiği Peygamberimiz
(sav) imanı, takvası, ilmi ile tüm insanlara örnektir. Sabrı, tevekkülü,
cesareti, Allah'a bağlılığı ve yakınlığı, adaleti, müminlere olan
merhameti, sevgisi ve şefkati, feraseti ve basireti ile üstün bir
ahlaka sahiptir. Peygamberimiz (sav)'in derin imanının önemli alametlerinden
olan bu özelliklerini, Allah'a gönülden itaat eden müminler örnek
alırlar. Kuran ahlakını öğrenmek ve yaşamak isteyenler için Peygamberimiz
(sav)'in uygulamaları ve sünnetleri çok değerli bir rehberdir.
Resulullah (sav)'in Sünnetlerini İzlemenin Önemi
Sünnet; Resulullah Efendimiz'in (sav) sahih hadislerinin
toplanması ve daha sonraki dönemlerde büyük İslam alimlerinin bu
hadisleri yorumlaması ile oluşan Ehl-i Sünnet itikadıdır. Sünnet-i
Seniyye'ye bakıldığında Resulullah (sav)'in ashabına her konu ile
ilgili çok sayıda bilgi aktarımında bulunmuş ve müminlere uymaları
gereken yolu göstermiş olduğunu görürüz. Allah Kuran'da peygamberlerine
itaat etmenin ve onların yoluna uymanın önemini pek çok ayetle bildirmiştir.
Bu ayetlerden biri şu şekildedir:
"Kim Resûl'e itaat ederse, gerçekte Allah'a itaat
etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, Biz seni onların üzerine koruyucu
göndermedik." (Nisa Suresi, 80)
Ayette bildirildiği üzere Allah'a itaat eden ve teslim
olan kişinin en önemli alametlerinden biri, o kişinin peygambere
olan bağlılığıdır. Çünkü Yüce Allah peygamberleri Kendi izni ile
insanları doğru yola iletmeleri için göndermiştir. Eğer bir kimse,
Allah'ın yoluna uymak ve Allah'ın hoşnut olacağı bir insan haline
gelmek istiyorsa tam anlamı ile Peygamberimiz (sav)'in yoluna uymalıdır.
Rabbimiz "Öyle ki size, kendinizden,
size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti
öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik.”
(Bakara Suresi, 151) ayetiyle bizlere bu gerçeği haber vermektedir.
Ayrıca Kuran'da müminlere, anlaşmazlığa düştükleri
konularda Kuran'ı ve Peygamberimiz (sav)'in sünnet-i seniyyesini
kendilerine yol gösterici olarak almaları ve bu konuda asla şüpheye
kapılmamaları emredilmiştir. Rabbimiz Kuran'da şu şekilde buyurmaktadır:
"Hayır öyle değil; Rabbine andolsun, aralarında
çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme,
içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim
olmadıkça, iman etmiş olmazlar." (Nisa Suresi, 65)
Sünnetlere Uymanın Önemi
Peygamber Efendimiz (sav)'in aldığı kararlar, yaptığı
uygulamalar ve verdiği hükümler müminler için çok önemlidir. Bir
insanın Peygamberimiz (sav)'e olan teslimiyeti ve verdiği hükümleri
eksiksiz yerine getirmesi, o kişinin imani bir şuurla hareket ettiğinin
göstergesidir. Eğer bir insan gönülden Resullullah (sav)'a uyuyor
ve onun verdiği hükümlerde kalbinde hiçbir şüphe duymuyor ise, bu
kişi aslında Allah'ın hükmüne uyduğunun bilincindedir. Rabbimiz
ayetlerinde, "O hevadan (kendi istek,
düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz. Onun söyledikleri yalnızca
vahyolunmakta olan bir vahiydir” (Necm Suresi, 3-4) şeklinde
buyurarak Peygamberimiz (sav)'in ancak vahiyle konuştuğunu ve onun
sözlerinin Kendi koruması altında olduğunu haber vermektedir. Nitekim
Peygamberimiz (sav) de kendisinin yoluna uyulmasının ne kadar önemli
olduğunu, özellikle kendisinden sonra gelecek olan nesillerin bu
konuya hassasiyet göstermeleri gerektiğini hadis-i şeriflerinde
şöyle belirtmiştir:
"Benden sonra yaşayanlar, pek çok ihtilâf ve herc-ü
merc görecekler. Size sünnetimi ve doğruya götüren râşid halifelerin
yolunu, sünnetini tavsiye ederim. Siz ona sımsıkı sarılın. Dişlerinizle
sımsıkı tutunun sünnetime ve râşid halifelerin sünnetine. Sakının;
sonradan çıkma işlerden sakının! Çünkü, her sonradan çıkma bid'at
(dinde olmayıp sonradan sokulan adetler), her bid'at da dalâlettir
(hak yoldan sapmaktır)." (Tirmizi, İlim 16 , (2678); Ebu Davud,
Sünne 6, (4607))
"Muhakkak ki, en güzel söz Allah'ın kitabıdır.
En güzel yol da Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'in yoludur. İşlerin
en kötüsü de dine aykırı olarak sonradan çıkarılandır." (Buhârî,
I'tisam2,Edeb70.)
Sünnetlere uymanın önemini ortaya koyan bir diğer unsur
ise, Kuran'da birçok ayette "Resulullah'a itaat" kavramının
bildirilmesidir.
Nitekim Ashab-ı Kiram da her işlerinde Kuran ayetlerine
ve Resulullah (sav)'e uymuşlardır. Bir sahabeden şu söz aktarılır:
"Biz hiçbir şey bilmezken Allah bize Hz. Muhammed
(sav)'i peygamber olarak gönderdi. Biz, Hz. Muhammed (sav)'i neyi,
nasıl yaparken görmüşsek, onu öylece yaparız." (Tırmizi, Menakıb
7/147; Nesai, Taksir 1)
Şu da belirtilmelidir ki; Peygamberimiz (sav)'in sünnetlerindeki
en önemli özelliklerden biri, insanların kolayca uygulayabilmesidir.
"Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz,
nefret ettirmeyiniz" (Buhari sahih, ilim b,11,cihad
164) hadisi bunun en belirgin göstergesidir. İslami kaynaklara göre,
Hz. Ayşe validemiz Peygamberimiz (sav)'in ashabına daima kolaylıkla
üstesinden gelebilecekleri amelleri emrettiğini belirtmiştir. Bu
yüzden Peygamber Efendimiz (sav)'in sünnetleri toplumun her kesiminden
insanın örnek alabilmesine uygundur. Onun yaşantısı her mümin için
bir örnektir.
Sünnetleri Terk Etme Yanılgısı
İslam ahlakına göre sünnetleri terk etmek, büyük bir
yanılgıdır. Bu yanılgıya düşen kişiler, mühtedi Profesör Muhammed
Esed'in örneği ile, bir köşke girmek isteyen fakat, kapısını açabilecekleri
anahtarı kullanmayı istemeyen kimselere benzemektedirler.
İmam Malik de Peygamber Efendimiz (sav)'in sünnetlerini
Hz. Nuh'un gemisine benzetmiş ve "Kim ona
binerse, kurtulur, kim binmezse boğulur" (Süyuti, Miftahu'l
Cenne, s. 53-54) demiştir.
Peygamber Efendimiz (sav)'in Allah yolundaki ümmetine
bıraktığı emir ve yasakları yani sünnetleri ise Kuran'da "hayat
verecek şeyler" olarak şöyle haber verilmiştir:
"Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi
çağırdığı zaman, Allah'a ve Resûlü'ne icabet edin. Ve bilin ki muhakkak
Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O'na götürülüp
toplanacaksınız." (Enfal Suresi, 24)
Büyük İslam Alimlerinin Ehl-i Sünnet Konusundaki Görüşleri
İmam Gazali
"Müslümanlık ünvanında dediğimiz gibi, marifetin
hakikatında bir numune (Allah'ı tanımanın özünde bir örnek ve bir
delil) ve nişan vardır, bunu ehli olan anlar. Dünya ile alakası
olmayanlar, onunla uğraşmayanlar ve ömründe Allah'ı aramak ve istemekten
başka bir şeyle uğraşmayanlar hariç, bunun hakikatını kimse arayamaz.
Bu da zor ve uzun bir iştir. O halde herkesin gıdası olana işaret
edelim. Bu da Ehl-i Sünnet itikatıdır. Bu itikadı kalbinde bulunduranlar
için bu itikat, saadet ve kurtuluş tohumu olacaktır." (Kimya-yı
Saadet)
İmam-ı Rabbani
"... Yetmiş üç fırkadan her biri tek tek, dine
tabi olduklarını iddia edip kendilerini necat (kurtuluş) bulan zümreden
sayarlar. "... Her fırka ellerindeki ile böbürlenir. (Mü'minun
Suresi, 53) mealindeki ayet onların halini doğrular. Resulullah
Efendimiz (sav)'in beyan buyurduğu, fırka-i naciyeyi (kurtulanlar
topluluğu) diğerlerinden ayırt eden özelliği Peygamberimiz (sav)
şöyle açıklıyor: "... Onlar, ben ve ashabımın üzerinde bulunduğumuz
hal üzerinde olanlardır." Resulullah Efendimiz (sav)'in kendisini
anlatması yeterli iken, ashabını da zikretmesi şu manaya gelmektedir:
"Benim yolum ashabımın gittiği yoldur. Kurtuluş yolu, onların
yoluna tabi olmaya bağlıdır.”" (Mektubat-ı Rabbani)
Abdulkadir Geylani
"Kuran ile amel etmek seni Kuran'ın mevkiine yükseltir,
oraya oturtur. Sünnet (Peygamberimiz (sav)'in hadisleri) ile amel
etmek seni Allah'ın Resulü Peygamber Efendimiz (sav)'e yükseltir.
Resulullah (sav), kalbi ile ve manevi himmetiyle, Allah dostlarının
kalbi çevresinden bir an bile ayrılmaz. Allah dostlarının kalplerini
güzelleştiren, kokulayıp buharlayan odur. Onların özlerini tasviye
eden, menfi duygulardan temizleyen ve tezyin eden odur." (Fethü'r-Rabbani)
Nakşibendi Hazretleri
Nakşibendi Hazretlerinin hayatı boyunca savunduğu hakikat,
Allah'ın kitabına sarılmayanların ve Peygamber Efendimiz (sav)'in
emirlerini yerine getirmeyenlerin kurtuluşa erişemeyecekleridir.
O'na göre bir kişi, kitap ve sünnetin çizdiği daireden çıkmamalıdır.
Bu çizgiye uymayan kişiye uymak doğru değildir. Çünkü İslam ahlakı
Kuran ve Hz. Muhammed (sav)'in sünneti ile hayat bulur. Nakşibendi
Hazretleri bir eserinde Resulullah (sav)'a bağlılığını şöyle ifade
ediyor:
"Bir iş ki Resulullah (sav) yapmıştır, aynen ben
de öyle amel ettim ve hiçbir sünneti ihmal etmedim. Hepsini yerine
getirdim ve neticesini buldum. Kendimde onun eserini gördüm.”
Mevlana Halid-i Bağdadi Hazretleri
"Var olduğun müddetçe, Allah'ın emir ve yasaklarına
iyi yapış. Size Allah'ı çok anmanızı, O'na sığınmanızı, geçici dünyaya
gönül vermemenizi, devamlı ve sonsuz olan ahirete çok rağbet etmenizi,
ölümü, kabirdeki yalnızlığı, hesap gününe tam olarak hazırlanmayı,
sünnet-i seniyyeye yapışmayı, bid'atlardan (dine sonradan girmiş
yanlış adetler) yüz çevirmeyi, Müslümanların başarısı için dua etmeyi
tavsiye ederim." (Mevlana Halid'in Diyarbakırlı bir yakınına
yazdığı mektuptan)
Bediüzzaman Said Nursi
"Sünnet-i seniyyeye tabi olmak mutlaka çok kıymetlidir.
Özellikle bid'atların çoğaldığı zamanda sünnete tabi olmak çok kıymetlidir.
Özellikle ümmetin fesadı zamanında (karışıklık döneminde) sünnet-i
seniyyenin adabına uymak mühim bir takvayı ve kuvvetli bir imanı
oluşturuyor." (Lemalar, s. 48)
"Velayet (üstün ahlaklı ve veli karakterli olmanın)
yolları içinde en güzeli, en doğru yolu, en parlağı, en zengini,
sünnet-i senniyeye tabi olmaktır." (Mektubat, s. 495)
"Yaratıcımız bize en büyük öğretmen ve en mükemmel
üstad ve şaşırmaz ve şaşırtmaz en doğru rehber olarak Hz. Muhammed'i
tayin etmiştir. Ve son elçi olarak göndermiştir." (Asa-yı Musa,
s. 34)
Müslümanların Yapması Gerekenler
Allah'ın Kuran-ı Kerim'de "...sen
büyük bir ahlak üzerindesin" (Kalem Suresi, 4) buyurduğu,
Hz. Ayşe validemizin "Onun ahlakı Kuran'dan ibarettir"
dediği Resulullah (sav)'in söz ve davranışları insanlar için hikmetli
bir model teşkil eder. Peygamberimiz (sav) örnek alınmadığı takdirde
güzel ahlaktan uzak kalınır. Bu nedenle Allah (cc) korkusu ile hareket
eden ve Allah (cc)'ın hoşnutluğunu kazanmak için çaba harcayan kimse,
Peygamberimiz (sav)'in sadık bir takipçisi olur, ahlaken ve imanen
Peygamberimiz (sav)'e benzemeye çalışır. Peygamberimiz (sav)'e benzemek
ise ancak Kuran ahlakına tabi olmakla ve sünnet-i seniyyeden ayrılmamakla
mümkündür. Bir ayette Peygamberimiz (sav) hakkında şöyle buyrulmaktadır:
"Onlar ki yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı
bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye uyarlar; o onlara
marufu emrediyor, münkeri yasaklıyor, temiz şeyleri helal murdar
şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri
indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler
ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler
bunlardır." (Araf Suresi, 157)
Salih müminlerin yapmaları gereken, Peygamberimiz (sav)'in
kendilerini hayat verecek bir yola davet ettiğini bilerek, onun
yoluna uymaları ve sünnet-i seniyyeyi kendilerine bir rehber olarak
görmeleridir. Çünkü ancak Kuran ayetlerine katıksızca iman edildiği
ve Peygamber Efendimiz (sav)'in sünnetlerine kararlılık ve şevkle
uyulduğu takdirde İslam ahlakı tüm dünyaya yayılarak hakim olabilir.
"Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen
O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün
kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile." (Saff Suresi, 9)
"Kim, sünnetimi ihya ederse, beni ihya etmiş olur.
Kim beni ihya ederse cennette benimle beraberdir." (Tirmizi)
İbnu Abbas'dan rivayet edilmiştir: "Her
çalışanda bir şevk mevcuttur, her şevkin de bir sonu vardır. Kimin
şevkinin sonu sünnetimde kalırsa doğru yoldadır. Kim de hata eder
(sünnetimin haricinde kalır) ise o da sapıtmıştır."
(Kütüb-i Sitte, Hadis No: 83)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 17. sayı (Kasım
2005) 40. sayfada yayınlanmıştır.
|