İslam'ın İnanç Esasları
-2-
Allah'tan Başka İlah Yoktur
İslam'ın temeli, Allah'ın varlığını anlamak ve
O'ndan başka hiçbir İlah olmadığını kavramaktır. İslam dini, bu
en büyük gerçeğin bir insanın tüm hayatına hakim olması, tüm yaşamını
bu gerçeğe göre yaşaması demektir. İslam'ın yegane İlahi kaynağı
olan Kuran'da, dinin temeli olan bu en büyük gerçek, Kuran'da şöyle
ifade edilir:
Sizin İlahınız tek bir İlahtır; O'ndan başka
İlah yoktur; O, Rahman'dır, Rahim'dir (bağışlayan ve esirgeyendir).
(Bakara Suresi, 163)
İnsanların çoğu, etraflarındaki cisimlerin ve kendi
bedenlerini oluşturan maddenin mutlak varlık olduğunu sanır, Allah'ı
ise kendilerince soyut bir varlık zannederler. Oysa gerçekte asıl
var olan Allah'tır, diğer herşey ise O'nun yarattıklarıdır.
İçinde yaşadığımız kainatı Allah yaratmıştır. Kainat
yaratılmadan evvel ise, maddesel anlamda hiçbir şey yoktu; tüm canlı
ve cansızlar, varlık haline getirilmemişti, tam anlamıyla bir yokluktu.
Kainatın yaratıldığı anda; zamanı, maddeyi ve mekanı, bunlara tabi
olmayan ve sonsuzluğun sahibi Ezeli ve Ebedi olan Allah yaratmıştır.
Bir Kuran ayetinde Allah'ın kusursuz yaratışı şöyle haber verilir:
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır.
O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da
hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)
Allah, insanların çoğunluğunun sandığının aksine, maddeyi yarattıktan
sonra da herşeyi kontrolü altında tutmaktadır. Şu anda meydana gelen
herşeyi, her an, Allah yaratmaktadır. Yağan her yağmur damlasını,
doğan her çocuğu, yaprakların fotosentezini, canlıların vücutlarındaki
işlemleri, galaksilerdeki yıldızların rotalarını, yarılan her tohumu
ve düşünüp düşünemediğiniz her olayı Allah sürekli yaratmaktadır.
Kendiliğinden oluşan hiçbir şey yoktur. Meydana gelen herşeyi yaratan
Allah'tır. Tüm olayların Allah'ın emriyle gerçekleştiği Kuran'da
şöyle haber verilir:
Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini
yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten
Allah'ın herşeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle
herşeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için. (Talak Suresi,
12)
Ya da halkı sürekli yaratmakta olan, sonra onu
iade edecek olan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah
ile beraber başka bir ilah mı? De ki: "Eğer doğru söylüyor iseniz,
kesin-kanıt (burhan)ınızı getiriniz. (Neml Suresi, 64)
Kendi haline bırakılmışolsa, herşey, doğal olarak düzensizliğe
doğru gider, dağılır, bozulur ve yok olurdu. Oysa, canlı hücrelerinden
kainattaki yıldızlara kadar, tüm sistemlerdeki mükemmel düzenin
sürekliliği, onların üzerinde her an bir kontrol olduğunu ve her
an aynı mükemmellikte yaratıldıklarını gösterir. Kainatın her neresine
baksak bu mükemmelliği ve kusursuzluğu görürüz. Ayetlerde şöyle
buyrulmaktadır:
O, biri diğeriyle 'tam bir uyum' içinde yedi
gök yaratmışolandır. Rahman'ın yaratmasında hiçbir 'çelişki ve
uygunsuzluk göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi
bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü
iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu
kesmişbir halde bitkin olarak sana dönecektir. (Mülk Suresi, 3-4)
Tüm bu gerçeklere rağmen, Allah'ın yaratışını reddedip
O'nun yarattığı varlıklara bilinç atfetmek, bir gökdelenin inşaat
ustaları tarafından değil de, tuğlaların kendi karar ve iradeleriyle
veya hepsinin tesadüfen üst üste dizilmesi sayesinde oluştuğunu
iddia etmek kadar saçmadır.
Evrendeki mükemmel düzen ve canlılardaki kusursuz tasarım,
bizlere hepsinin tek Yaratıcı tarafından yaratıldığını göstermektedir.
İkinci bir ilah, dolayısıyla, kendi istediği gibi yapmak isteyen
ikinci bir irade olsaydı, mutlak surette bir karışıklık, bir uyumsuzluk
ve çelişki oluşurdu. Bir Kuran ayetinde, Allah'tan başka hiçbir
ilah olmadığı ve O'ndan başka hiçbir varlığın kainatta gücü bulunmadığı
şöyle anlatılmaktadır:
Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir ve O'nunla birlikte
hiçbir ilah yoktur; eğer olsaydı, her bir ilah elbette kendi yarattığını
götürüverirdi ve (ilahların) bir kısmına karşı üstünlük sağlardı.
Allah, onların nitelendiregeldiklerinden Yücedir. (Müminun Suresi,
91)
Ayette özellikle vurgulanmışolduğu gibi, Allah'tan başka ilah yoktur.
Ve Allah'ın hiçbir surette çocuğu da yoktur. O, bu gibi insani sıfatlardan
münezzehtir. Bu ayetten anlıyoruz ki, Allah'ın çocuğu olduğunu,
Kendisine "oğul" edindiğini iddia edenler de büyük bir yanılgı içindedirler.
Ayetlerde Allah'ın tek olduğu gerçeği şöyle anlatılır:
De ki: O Allah, Bir'dir. Allah, Samed'dir (herşey
O'na muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır). O, doğurmamıştır
ve doğurulmamıştır. Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir. (İhlas Suresi,
1-4)
ALLAH HER YERİ KUŞATMIŞTIR
İnsanların bir kısmı, Allah'ın belirli bir yerde olduğunu zanneder.
Özellikle Allah'ın gökyüzünde, evrenin uzak bir yerinde bulunduğu
şeklindeki bir batıl inanç oldukça yaygındır. Gerçekte ise, Allah
her yerdedir ve herşeyi kuşatmıştır. O, asıl ve tek mutlak varlıktır
ve tüm varlıkların O'na boyun eğdiği bir ayette şöyle haber verilir:
Allah... O’ndan başka İlah yoktur. Diridir, kâimdir.
O’nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi
O’nundur. İzni olmaksızın O’nun Katında şefaatte bulunacak kimdir?
O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği
kadarının dışında, O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar.
O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların
korunması O’na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek büyüktür. (Bakara
Suresi, 255)
Allah, her an, her yerdedir. Allah'ın bulunmadığı hiçbir yer, kontrolünün
olmadığı, denetlemediği hiçbir varlık ve canlı yoktur. Herşeye gücü
yeten Allah her türlü zaaf ve aczden münezzehtir.
ALLAH İNSANA ÇOK YAKINDIR
İnsanların büyük bir çoğunluğu Allah'ı kendilerinden uzak zanneder.
Oysa gerçekte, Allah "Muhakkak Rabbin insanları
çepeçevre kuşatmıştır" (İsra Suresi, 60) ayetinde buyurduğu
gibi insanlara çok yakındır. İnsanın her durumunu görür, her sesini
işitir. Hatta içinden geçen düşünceleri, kalbindeki sıkıntı ve vesveseleri
bilir. Allah bir ayetinde bu gerçeği şöyle bildirmektedir:
Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona
ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından
daha yakınız.' (Kaf Suresi, 16)
Allah her dua edenin -içinden etse dahi- duasını işitir ve ona
cevap verir. Bu durum Kuran'da şöyle haber verilir:
Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki
Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına
cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler
ve Bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.
(Bakara Suresi, 186)
Allah insanın kalbinden geçenleri de bilir. İnsanın yaptığı bir
davranışı Kendi rızası için mi, yoksa nefsini tatmin etmek için
mi yaptığını bilir. Bir Kuran ayetinde, Allah'ın insanların düşüncelerini
bildiği şöyle hatırlatılmaktadır:
… Ve bilin ki, elbette Allah kalbinizden geçeni
bilmektedir. Artık ondan kaçının. Ve bilin ki, şüphesiz Allah
bağışlayandır, (kullara) yumuşak davranandır. (Bakara Suresi,
235)
Sözü açığa vursan
da, (gizlesen de birdir). Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin
gizlisini de bilmektedir. (Taha Suresi, 7)
Allah, bu kitabı okuduğunuz şu an da her an olduğu gibi sizin yanınızdadır,
yaptıklarınızı görmekte ve ne düşündüğünüzü de bilmektedir. Bu gerçek
Kuran'da şöyle bildirilir:
Allah'ın göklerde ve yerde olanların tümünü gerçekten
bilmekte olduğunu görmüyor musun? Fısıldaşmakta olan üç kişiden
dördüncüleri mutlaka O'dur; beşin altıncısı da mutlaka O'dur.
Bundan az veya çok olsun, her nerede olsalar mutlaka O, kendileriyle
beraberdir. Sonra yaptıklarını kıyamet günü kendilerine haber
verecektir. şüphesiz Allah, herşeyi bilendir. (Mücadele Suresi,
7)
ALLAH HERŞEYİ BİR KADER İLE YARATMIŞTIR
Hiç şüphesiz, Biz herşeyi kader ile yarattık.
(Kamer Suresi, 49)
Kader; Allah'ın, geçmişve gelecek tüm olayları, zamansızlıkta
yani tek bir an olarak takdir edip yaratmışolması ve bilmesidir.
Allah, maddeyi yaratmış, maddenin hareketi olarak da
zamanı yaratmıştır. Zaman ancak insan için geçerli bir boyuttur.
Zaman, insan için geçer, insan ancak zaman geçtikçe ne yaşadığını
görür. Ancak Allah elbette ki Kendi yarattığı bir kavram olan zamana
tabi değildir. Bir başka deyişle, Allah'ın zamanın akışını beklemesi,
insanların zaman içinde ne yapacaklarını bekleyerek görmesi kesinlikle
söz konusu değildir. Allah tüm bu eksikliklerden münezzehtir. Allah
zamana tabi olmadığı, Ezeli ve Ebedi olarak mutlak ve sonsuz olduğu
için, bizim için gelecekte yaşanacak olan bir olayı, daha yaşanmadan
bilmektedir. Bizim için binlerce yıl sonra olacak bir olayı, Allah
zamansızlık boyutunda bilir. Zaten o olayın olmasını dileyen, takdir
eden ve yaratan da Kendisidir. Bu büyük sır, bir Kuran ayetinde
şöyle bildirilmektedir:
Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana
gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce,
bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre pek kolaydır.
(Hadid Suresi, 22)
ALLAH HERŞEYE GÜÇ YETİRENDİR
Allah, herşeyin Yaratıcısı olarak, tüm varlıkların
üzerinde tek tasarruf sahibidir. Bulutları Allah sürükler, rüzgarları
Allah estirir, Güneş'e Allah ısı ve ışık verir, kuşları havada Allah
tutar, tohumu Allah yarar, insanın kalbini Allah attırır, bitkilere
Allah fotosentez yaptırır, gezegenleri yörüngesinde Allah gezdirir.
İnsanlar bu gibi olayların "fizik kanunlarıyla", "yerçekimiyle",
"aerodinamikle" ve benzeri maddi etkenlerle oluştuğunu sanırlar,
oysa insanların unuttuğu bir detay vardır: Tüm fizik kanunlarının
Yaratıcısı Allah'tır. Kainatta tek kudret sahibi olan, Allah'tır.
Biz uyurken, otururken, yürürken, aklımızın ucundan
bile geçirmezken Allah evrende var olan tüm sistemleri tek tek çalıştırıp
idare eder. Varlığımızın devamı için meydana gelen işlemlerin her
biri Allah'ın kontrolündedir. Küçük bir adım atabilmemiz bile, yerin
çekim kuvvetinden iskelet sistemimize, sinir ve kas sistemimizden
beynimize ve kalbimize, hatta dünyanın dönüşhızına kadar herşeyi
Allah'ın ince ince hesaplamışolmasına bağlıdır.
Dünyanın ve tüm evrenin varlığını sürdürebilmesini
tesadüflere bağlamak ise çok büyük bir yanılgı olur. Aslında dünyadaki
ve evrendeki düzen, tesadüfe kesinlikle yer olmadığının ve Allah'ın
sonsuz gücünün açık bir delilidir. Örneğin Dünya, Güneşevresinde
dönerken öyle bir yörünge çizer ki, her 29 km'de bir doğru çizgiden
yalnızca 2.8 milimetrelik bir sapma gösterir. Eğer bu sapma 0.3
milimetre az veya 0.3 milimetre daha fazla olsa, yeryüzündeki canlılar
donarak veya kavrularak ölürlerdi. Küçük bir bilyenin bile milim
şaşmadan aynı yörüngede dönebilmesi neredeyse imkansızken, dev kütlesiyle
dünya böyle bir dönüşü gerçekleştirir. Kuran'da, "... Allah, herşey
için bir ölçü kılmıştır" (Talak Suresi, 3) ayetinde bildirildiği
gibi, çevremizde gördüğümüz muhteşem düzen, Allah'ın milyarlarla
ifade edilen büyüklükteki sistemleri milimlere bağlı dengelerle
koruması sayesinde ortaya çıkar.
İnsanların çoğu, Allah'ın "herşeyi yaratıp bıraktığı"
sonra bu düzenin kendi kendine devam ettiği şeklinde sapkın bir
inanca sahiptirler. Oysa evrenin her noktasında her an meydana gelen
tüm olaylar Allah'ın izniyle, O'nun bilgisinde ve kontrolü altında
gerçekleşir. Kuran'da bildirildiği gibi:
Allah'ın, gökte ve yerde olanların hepsini bilmekte
olduğunu bilmiyor musun? Gerçekten bunlar bir kitaptadır. Hiç
şüphesiz bunlar(ı bilmek), Allah için pek kolaydır. (Hac Suresi,
70)
Canlıların vücutlarında gerçekleşen ve her biri son
derece kompleks olan olaylar da, Allah'ın kudretini kavramak için
iyi birer örnektir. Örneğin sahip olduğunuz böbrekler her saniye
kanınızı taramakta, kanın içinde vücudunuza zararlı olan molekülleri
diğerlerinden seçip ayrıştırmakta, zararlıları vücuttan atılmak
üzere ayırmaktadırlar. Bunu yapanlar, böbrek hücreleridir. Bir böbrek
hücresinin yaptığı bu tarama ve ayrıştırma işlemini yapabilmek için,
dev diyaliz makineleri kullanılmaktadır. Bunları ise, tıp ve biyoloji
konusunda uzman olan insanlar tarafından planlanmaktadır. Ama böbrek
hücresinin ne gözü, ne bir başka duyusu, ne karar verme merkezi,
ne de düşünme yeteneği vardır. Kısacası bir böbrek hücresi hiçbir
şuura sahip değilken, büyük şuur gerektiren işler yapmaktadır.
Canlıları incelediğimizde bunun gibi milyonlarca örneğe
rastlamak mümkündür. Bilinçsiz maddelerden oluşan moleküller, son
derece bilinçli işler yaparlar. İşte burada açıkça görünür hale
gelen şuur, Allah'ın sonsuz akıl ve bilgisinin birer tecellisidir.
Böbrek hücrelerini de, onlara fayda veren molekülleri de kontrolü
altında tutan, yapacakları işleri onlara yaptıran Allah'tır. Allah,
yaratmışolduğu varlıklara daimi olarak "emirler" indirdiğini bir
ayetinde şöyle haber vermektedir:
Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini
yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten
Allah'ın herşeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle
herşeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için. (Talak Suresi,
12)
Kainattaki herşeyi yaratan Allah'ın, elbette ki ölüleri de diriltmeye
güç yetireceği apaçıktır. Bu gerçek bir ayette şu şekilde haber
verilmektedir:
Onlar görmüyorlar mı ki, gökleri ve yeri yaratan
ve onları yaratmaktan yorulmayan (Allah), ölüleri de diriltmeye
güç yetirir. Hayır; gerçekten O, herşeye güç yetirendir. (Ahkaf
Suresi, 33)
ALLAH HERŞEYİ BİLİR VE GÖRÜR
İnsanlar Allah'ı, O'nun dilemesi dışında göremezler. Göremedikleri
için de çoğu zaman gaflete düşer ve Allah'ın kendilerini görmediği
zannına kapılırlar. Oysaki Allah kainattaki her olayı en ince ayrıntısına
kadar görür ve bilir. Bu gerçek bir ayette şöyle vurgulanmaktadır:
Gözler O'nu idrak edemez; O ise bütün gözleri
idrak eder. O, Latif olandır, haberdar olandır. (Enam Suresi,
103)
İnsan her nerede olursa olsun Allah mutlaka onunla birliktedir.
Şu anda da Allah, sizin bu satırları okuduğunuzu görüyor ve neler
düşündüğünüzü biliyor. Her nereye giderseniz gidin, her ne yaparsanız
yapın bu gerçek değişmeyecektir. Allah, insanları her yerde gördüğünü
Kuran'da şöyle haber verir:
Senin içinde olduğun herhangi bir durum, onun
hakkında Kur'an'dan okuduğun herhangi bir şey ve sizin işlediğiniz
herhangi bir işyoktur ki, ona (iyice) daldığınızda, Biz sizin
üzerinizde şahidler durmuşolmayalım. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca
hiçbir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü
de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kayıtlı) olmasın.
(Yunus Suresi, 61)
Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa
istiva eden O'dur. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni ve
ona çıkanı bilir. Her nerede iseniz, O sizinle beraberdir, Allah,
yaptıklarınızı görendir. (Hadid Suresi, 4)
Bu gerçeğin bilincinde olan mümin, her zaman için kendisini Allah'a
teslim etmeli, O'nun himayesine sığınmalı, O'ndan korkmalı ve başka
hiçbir şeyden korkmamalıdır. Allah'ın, Hz. Musa ve Hz. Harun'a verdiği
emir, tüm müminler için yol göstericidir. Ayette şöyle buyrulmaktadır:
Dedi ki: "Korkmayın, çünkü Ben sizinle birlikteyim;
işitiyorum ve görüyorum. (Taha Suresi, 46)
HER VARLIK ALLAH'A BOYUN EĞMİŞTİR
Kainatta bulunan canlı ve cansız her varlık, Allah'ın iradesinin
altındadır. Ancak O dilediği takdirde hareket edebilirler ve ne
dilerse ancak onu yapabilirler. Örneğin, kendi ihtiyacının çok üstünde
bal üreten arılar, balın insana faydalı olacağını bilemezler; balın
faydalı ve güzel olmasını gerektiren kimyevi birleşimi de bilemezler.
Ayrıca ihtiyaçlarından çok fazla balı neden ürettiklerinin farkında
olmadıkları gibi, dizayn ve hesap harikası olan muntazam altıgenlerden
oluşan petekleri yapabilecek akıl ve ilme de sahip olamazlar. Arılara
tüm bunları yaptıran, bütün varlıkların Kendisine boyun eğdiği Allah'tır.
Arıların bunları Allah'ın vahyi ile yaptıkları Kuran'da bize şöyle
bildirilmektedir:
Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda
ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin
tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver.
Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar
için bir şifa vardır. şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten
bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)
Arıların vahiyle hareket etmesi istisnai bir durum değildir. Arılar
gibi, insanlar dahil tüm varlıkların da aynı şekilde Allah'ın ilhamı
ile hareket ettiklerini anlamamız için Allah bu örneği vermektedir
ve üzerinde düşünenler için bunun bir delil olduğunu vurgulamaktadır.
Tüm varlıklar Allah'ın ilhamı ile hareket ettikleri için, O'na gönülden
boyun eğmişlerdir. Bu gerçek bir ayette şöyle bildirilir:
Göklerde ve yerde bulunanlar
O'nundur; hepsi O'na 'gönülden boyun eğmiş' bulunuyorlar. (Rum
Suresi, 26)
Bazı insanlar, şeytanın Allah'tan bağımsız müstakil bir güç olduğunu
zannederler. (Allah'ı tenzih eteriz) Bazı dinlerde de şeytana Allah'tan
ayrı bir güç atfedilir. Oysa tüm bunlar büyük birer sapkınlıktır.
Gerek şeytan, gerekse onun yolundan giden inkarcılar, Allah'ın iradesine
boyun eğmişlerdir. Allah insanları imtihan etmek için şeytanı yaratmış,
ona insanları inkara davet etme gücü ve yetkisi vermiştir. Kuran'da
Allah'ın şeytana hitabı şöyle anlatılmaktadır:
(Allah) Dedi ki: "Öyleyse ordan (cennetten) çık,
artık sen kovulmuşbulunmaktasın."
"Ve şüphesiz, din (kıyametteki hesap) gününe
kadar Benim lanetim senin üzerinedir."
Dedi ki: "Rabbim, öyleyse onların dirilecekleri
güne kadar bana süre tanı."
Dedi ki: "O halde, süre tanınanlardansın."
"Bilinen vaktin gününe kadar."
Dedi ki: "Senin izzetin adına andolsun, Ben,
onların tümünü mutlaka azdırıp-kışkırtacağım. Ancak onlardan,
muhlis olan kulların hariç." (Allah) "İşte bu haktır ve ben hakkı
söylerim" dedi.
"Andolsun, senden ve içlerinde sana tabi olacak
olanlardan tümüyle cehennemi dolduracağım." (Sad Suresi, 77-85)
İnsanın her hareketinin ve her halinin Allah'a bağlı olması gibi,
şeytan da tamamen Allah'ın kontrolündedir ve O'nun iradesine boyun
eğmişdurumdadır. Kendi başına karar alabilen ve uygulayabilen, müstakil
bir iradeye sahip olan bir varlık değildir. Dünyadaki imtihan ortamı
içinde, doğrularla yalancıları birbirinden ayırmak için Allah şeytanı
bir vesile olarak yaratmıştır.
ALLAH HAKKINDAKİ BATIL İNANÇLAR
Allah’ın hak din kitabı olarak indirdiği Tevrat ve İncil, zaman
içinde insan eliyle değiştirildikleri için şu anda hak olma özelliklerini
yitirmişlerdir. Nitekim Kuran’ın gönderilme sebeplerinden biri de
budur. Allah, Kuran’dan önceki İlahi kitapların insan eliyle değiştirildiğini
şöyle anlatmaktadır:
Artık vay hallerine; kitabı kendi elleriyle yazıp,
sonra az bir değer karşılığında satmak için “Bu Allah Katındandır”
diyenlere. Artık vay, elleriyle yazdıklarından dolayı onlara;
vay kazanmakta olduklarına. (Bakara Suresi, 79)
Onlardan öyleleri vardır ki, dillerini kitaba doğru eğip bükerler,
siz onu (bu okur göründüklerini) kitaptan sanasınız diye. Oysa
o kitaptan değildir. “Bu Allah Katındandır” derler. Oysa o, Allah
Katından değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah’a karşı
(böyle) yalan söylerler. (Al-i İmran Suresi, 78)
Tevrat ve İncil'deki tahrifler, bu kitaplardaki tariflere göre
Allah'ı tanıyanların yanlışinançlara sahip olmalarına yol açmıştır.
DeğiştirilmişTevrat ve İncil'de, hak din kitabını değiştirmeye cüret
edebilecek derecede Allah'a ve dinine duyarsızlığı ve belki de kastı
olan insanların, Allah'ı (Allah'ı tenzih ederiz) adeta bir insana
benzeterek eksiklikleri olan bir varlık şeklinde tanıttıklarını
görürüz. Oysa elbette ki Allah her türlü eksik sıfattan münezzehtir.
Allah bu konuyu Kuran'da şöyle açıklamıştır:
Andolsun, Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında
bulunanları altı günde yarattık; Bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.
(Kaf Suresi, 38)
Onlar görmüyorlar mı ki, gökleri ve yeri yaratan
ve onları yaratmaktan yorulmayan (Allah), ölüleri de diriltmeye
güç yetirir. Hayır; gerçekten O, herşeye güç yetirendir. (Ahkaf
Suresi, 33)
Yukarıdaki ayetler Kuran'dan önceki İlahi kitapların
değiştirilmişolduğunu açıkça göstermektedir. Dolayısıyla bu kitaplara
göre inançlara sahip olanların yanlışyollara sürüklendiğini ve Allah'ı
gerçek vasıflarıyla tanıyamadıklarını ortaya koymaktadır.
Kuran ise, Allah’ın koruduğu ve hiçbir şekilde değiştirilemeyeceği
bildirilmiş, orijinal metni günümüzde mevcut bulunan Kutsal Kitaptır.
Kuran, Allah Katında tek geçerli din olan İslam dininin kitabıdır.
Ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:
Hiç şüphesiz, zikri (Kur'an'ı) Biz indirdik Biz;
onun koruyucuları da gerçekten Biziz. (Hicr Suresi, 9)
Kim İslam'dan başka bir din ararsa asla ondan
kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır. (Al-i İmran
Suresi, 85)
Kuran'da, Hıristiyan ve Yahudilerin Allah hakkındaki batıl inançları
da bildirilir ve bu inançların doğrusu anlatılır. Örneğin Hıristiyan
inancının temeli olan "Allah'ın Hz. İsa'yı oğul edinmesi" iddiası,
tam bir batıl inanç ve Allah'a karşı iftiradan ibarettir. Bu gerçeği
haber veren ayetlerde şöyle buyrulur:
Dediler ki: "Allah oğul edindi." O, (bu yakıştırmadan)
Yücedir. Hayır, göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur, tümü
O'na gönülden boyun eğmişlerdir. Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin)
yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "Ol"
der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 116-117)
Aynı konuda gerçekleri bildiren diğer bazı ayetler ise şöyledir:
Ey Kitap Ehli, dininiz konusunda taşkınlık etmeyin,
Allah'a karşı gerçek olandan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu
Mesih İsa, ancak Allah'ın elçisi ve kelimesidir. Onu ('Ol' kelimesini)
Meryem'e yöneltmiştir ve O'ndan bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve
elçisine inanınız; "üçtür" demeyiniz. (Bundan) kaçının, sizin
için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek İlahtır. O, çocuk sahibi
olmaktan Yücedir. Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Vekil
olarak Allah yeter. (Nisa Suresi, 171)
Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır.
O'nun nasıl bir çocuğu olabilir? O'nun bir eşi (zevcesi) yoktur.
O, herşeyi yaratmıştır. O, herşeyi bilendir. (Enam Suresi, 101)
Hıristiyan inancında Allah, ilk anda yarattıktan sonra herşeyi
kendi haline bırakmışgibi tarif edilmektedir. Oysa daha önce de
belirttiğimiz gibi Allah, her an yaratma halindedir ve kainat sürekli
olarak O'nun kudreti altındadır. O'nun dilemesi ve kontrolü dışında
yeryüzünde hiçbir olayın gerçekleşmesinin mümkün olmadığı ayetlerde
şöyle haber verilir:
Ya da halkı sürekli yaratmakta olan, sonra onu
iade edecek olan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah
ile beraber başka bir ilah mı? De ki: "Eğer doğru söylüyor iseniz,
kesin-kanıt (burhan)ınızı getiriniz". (Neml Suresi, 64)
Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar
diye (her an kudreti altında) tutuyor. Andolsun, eğer zeval bulacak
olurlarsa, Kendisi'nden sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu
O, Halim'dir, bağışlayandır. (Fatır Suresi, 41)
Allah, tüm bu ve daha burada bahsini geçirmediğimiz
iftiralara karşı, Kuran'da üstün vasıflarını tarif etmiştir. Bu
da, söz konusu yanlışinançlara sahip olanlara hem bir cevap olmuş,
hem de onları Allah'ı doğru tanımaya yönlendirmiştir.
Herkes bilmelidir ki, Allah tektir, O'nun benzeri yoktur,
tüm eksikliklerden münezzehtir, her yeri kaplamıştır, her an yaratma
halindedir, insanlara çok yakındır, herşeye gücü yetendir, sonsuz
merhamet sahibidir, sonsuz adalet sahibidir, din gününün (mahşer,
hesap günü) sahibidir, herşeyi görür, işitir, bütün güzel isimlerin
ve vasıfların sahibidir.
|