Abdülkadir Geylani
Asıl adı, Muhyiddin Ebu Muhammed bin Cengi Dost’tur.
1078 yılında Geylan’da dünyaya geldi. Din eğitimine burada başladı.
Daha sonra Geylan’dan Bağdat’a geçerek eğitimine burada devam etti.
Hanbeli mezhebini seçerek fıkıhta bu mezhep üzerinde yoğunlaştı.
Ebu Said medresesinde dersler verdiği sıralarda tasavvufla tanıştı.
Uzun bir tasavvuf eğitiminden sonra Kadiri tarikatını kurdu.
Çoğunluğu vaaz ve nasihatlerinden oluşan El-Gunye,
El-Fethü’r Rabbani, El Fütühul Gayb bize kadar ulaşan kitapları
arasındadır. Abdulkadir Geylani Hazretleri 1166 yılında Bağdat’ta
vefat etti. Her yıl milyonlarca kişi tarafından ziyaret edilen kabri,
şu anda Bağdat’ta geniş bir külliye içerisindedir. Abdülkadir Geylani
Hazretleri şöyle demiştir:
Kuran ile amel etmek seni Kuran’ın mevkiine yükseltir,
oraya oturtur. Sünnet ile amel etmek seni Allah’ın Resulü Peygamber
Efendimize (sav) yükseltir. Resulullah, kalbi ile ve manevi himmetiyle,
Allah dostlarının kalbi çevresinden bir an bile ayrılmaz. Allah
dostlarının kalplerini güzelleştiren, kokulayıp buharlayan odur.
Onların özlerini tasviye eden, menfi duygulardan temizleyen ve tezyin
eden odur.
Sen Allah’ı zikret ki, O’da seni zikretsin. Allah’ı
zikret ki o zikir günahlarını döksün. Günahsız olarak kalasın. Günahsız
itaatkar bir mümin olasın. İşte o zaman O seni zikreder. O zikir
seni öyle sarar ve meşgul eder ki, birşey isteyecek vakit bulamazsın.
Bütün gayen ve maksudun O olur.
Ey ahali! İslam ağlıyor. Elini başına koymuş; şu facirlerden,
şu fasıklardan, şu bid’at ehlinden, şu zalimlerden, şu yalancı şahidlik
libası giymişlerden, sahip bulunmadıkları faziletleri kendilerinde
var gösteren şu kuru iddiacılardan, yaka silkiyor. Onlara karşı
ihlas sahibi Müslümanlardan yardım talep ediyor.
Yiyip içmen, veda yiyip içmesi olsun. Aile arasında
bulunuşun veda bulunuşu olsun. Mümin kardeşinle buluşman veda buluşması
olsun. Kalbine hep emanet olduğunu, daima veda etme halinde bulunduğunu
nakşet. Kaderi başkasının elinde bulunan kimse nasıl emanet ve veda
etme halinde olmaz ki? Zira yarın ne olacağını, işlerin nereye varacağını,
kaderinin kendisine neler getireceğini bilmemektedir.
Öyleyse hemen tövbe et, bir daha işlememeye azmeyle.
Onlardan sıyrıl, seri adımlarla Mevlana koş. Tevbe ettiğin zaman
hem zahirin hem batının tövbe etmiş olsun. Tevbe, Allah katında
makbul kul olmanın temelidir. Halis bir tevbe ile ve Allah’tan hakikattan
haya etmek suretiyle üzerindeki günah elbiseni çıkar, at.
Ey Allah’ın yolunu arkasına atıp dünya işlerine itina
gösteren kişi! Seni insanları memnun eden, fakat Allah’ı kendisine
öfkelendiren kişi olarak görüyorum. Hiç şüphe yok ki yakında sen
o dünyadan alınacaksın. Ölüm seni oradan ayıracak. Seni yakalaması
pek elemli, pek şiddetli ve pek çeşitli olan zat yakalar ve oradan
alır. Bir anda herşeyini kaybeder ve herşeyinden ayrılırsın. (Fethü’r-Rabbani)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi Mayıs 2002 tarihli
sayısında yayınlanmıştır.
|